Filed Under:  Joomla!

Joomla! ve Türkiye…

3rd Şubat 2010   ·   0 Comments

İnternetin hayatımıza girmesi, bizlerin artık dünyada olan bitenden anında haberdar olmamızı sağlıyor. Gelişen teknoloji ile her geçen gün karşımıza yepyeni şeyler çıkıyor. Hatırlarsanız bundan daha 20 yıl öncesinde internet bu kadar yaygın değildi. Ama şu anda hemen hemen herkesin kendine ait bir blog veya şirketinin web sitesi var. Her geçen gün de bu sitelere yenileri ekleniyor.

İnternetin bu kadar büyük bir okyanus olduğunu düşünürsek elbette bu okyanusun içerisinde de çok çeşitli balıkların yani web sitelerinin olması da doğaldır. Web sitelerinin bazıları hala temel HTML kodları ile yapılsa da artık günümüzde gelişmiş teknolojiler (PHP,ASP, Flash vb.) kullanımı giderek artıyor. Bu teknolojileri kullanmaktaki asıl amaç web sitesinin güncelliğini korumak, daha hızlı ve etkin bir biçimde içerik eklemek,çıkarmak,düzenlemek olduğu kadar web sitesi konusunda bilgisi olmayan insanların da bu işi kolaylıkla yapmasını sağlamak.

Bu nedenle giderek yaygınlaşan bir içerik yönetim sistemi çeşitliliği var. Her birinin diğerine karşı çeşitli üstünlükleri olsa da elbette öne çıkan ve bir çok ödüller kazanan Joomla! içerik yönetim sisteminin yeri oldukça farklı görünüyor. Dünya genelinde iki milyondan fazla kullanıcısı, resmi destek sitesinin forumlarında milyonlarca mesaj ve yirmiden fazla dil desteğinin olduğunu düşünürsek Joomla!’ nın ne kadar büyük bir içerik yönetim sistemi olduğunu daha iyi anlarız.

Peki böyle büyük bir topluluğa sahip içerik yönetim sisteminin Türkiye ayağında neler yaşanıyor?

Bir zamanlar en iyi topluluğuna sahip olan ve şu anda da parçalara bölünmüş bir şekilde destek vermek adına yeni kullanıcılara köstek olan bir topluluk görünüyor. Sürekli tekrarlanan sorular ve cevaplar, ders adı altında aynı konuyu çok farklı şekillerde anlatan ve dolayısıyla yeni kullanıcıların kafalarını karıştıran bir Joomla! Türkiye topluluğu var. Bunların yanında Joomla! felsefesini tam olarak anlayamamış, destek işini ticarete döken ve bunun üzerinden nemalanan bir kesim de mevcut. Herşeyden öte yapılan bir işi birbirinden kopyalayan, kopyalarken kaynak göstermeyen ve bunu kendisi yapmış gibi gösterip bu işten çıkar sağlayanlar da ortalarda kol geziyor.

Böyle bir ortamda anlaşılan o ki her ne kadar birçok destek sitesi “en iyi desteği ben veriyorum” dese de aslında ortada sadece dönüp duran sorular ve cevapları, birbirlerinden kopyalandığı belli olan içerikler var. Joomla! için birşeyler üretmeye çalışan, sıfırdan oluşturup bunu paylaşan insanların sayısı neredeyse yok denecek kadar az.

Türkiye’ de her konuda olduğu gibi Joomla! konusunda da maalesef dış ülkelere sırtını dayamış, yapılan eklentilere sadece dil dosyası ekleyen, bir eklenti bile kodlayamayan, var olan içerikleri sadece türkçeye çevirmeye çalışan ve yeni baştan içerik geliştiremeyen bir topluluk olmaya mahkum olmuşuz. Var olan kodlamacıları geri planda tutmuş hatta onları “bizden daha fazla şey biliyorlar” diyerek dışlamışız.

Özetle; “topluluk, birliktelik” kelimelerini tam olarak kavrayamamış, “Joomla” kelimesini ve felsefesini özümseyememiş bir grup insanın eline bakar olmuşuz.

Yapılacak olan en kısa zamanda egolarımızı bir kenara atıp kimsenin tek başına sahiplenmeyeceği, herkesin kendini diğerlerinden üstün görmeyeceği, herkesin eşit olacağı bir ortam altında toplanmamız gerekiyor. Eğer bunu yapabilirsek atalarımızdan aldığımız güçle birçok yeniliğe imza atacağımızdan, birçok sorunun üstesinden geleceğimizden ve belki bir gün kendi içerik yönetim sistemimizi kullanacağımızdan şüphem yok.

Tags:  , , , , , , , , , ,

Readers Comments (0)


Comments are closed.